EVLİLİKTE MUTLULUK ŞANS İŞİ Mİ?
       
“Mutlu olmak için değil, birbirinizi mutlu etmek için evlendiniz.”
                                                                       Roy L. Smith

         Eşinden ayrılmış çok sevdiğim bir dostuma evliliğin ne olduğunu sorduğumda  “ Şans ve fedakarlık” olduğunu söylemişti. Ayrılan insanların sayısı gün geçtikçe çoğalıyor. Bunlar yanlış seçimler yapmış şansız insanlar mı? Bunların hepsi kötü ve geçimsiz insanlara mı düşmüşler yoksa ?  Felaketin büyüğü diye ilginç bir hikaye anlatılır;
           Evi yıkılıp, dükkanı yanan, böylece bütün serveti yok olan felaketzede adam ağlayarak gidiyormuş. Ona yaklaşan biri sormuş:
-          “Ne ağlıyorsun azizim?”
-          “Ne olacak evim yıkıldı, dükkanım yandı, servetim elden gitti. Şimdi tek kuruşum yok, üstelik bir sürü de borcum var.”
Karşısındaki adam gülümsemiş;
-          Kardeşim, ben de ağladığını görünce büyük bir felakete uğradığını zannettim de üzüldüm.”
Felaketzede adam:
-          “Bundan daha büyük felaket mi olur ?” deyince şu karşılığı vermiş:
-          Elbette yanına gidince huzurunu kaçıran, söylediğinde itiraz eden çok bilmiş bir hanıma düşseydin görürdün felaketin büyüğünü.”

               W. Edwards DEMING’ in dediği gibi  “Sorun kötü insanlarda değildir; kötü yöntemlerde, kötü yapılarda ve sistemlerdedir.”   ( Her ne kadar bu söz japonya’ nın ekonomik başarısının anahtarı da olsa; belki bizim ailelerimizi de kurtarır umudundayız!)

              Evlilikte şansızlığı kabul etmiyorum. “Yanlış seçilmiş bir insana doğru insanmış gibi davranırsanız, sonuçta doğru insanla evlenmiş olursunuz. Doğru seçilmiş insanla evlendiğiniz halde yanlış davranıyorsanız, kesinlikle yanlış bir evlilik yapmışsınızdır”  diyor Zig ZIGLAR. Gerçekten de; doğru insan olmak, doğru insanla evlenmekten daha önemlidir. 

              Eş olarak bizim üzerimize düşen vazife; Doğru insan olmaya çalışmaktır. Eğer biz eşimize karşı sevgimizi saklama yerine tatlı kelimelerle ifade eden, saygılı, hoşgörülü, değer verici, ona zaman ayıran, Onu değiştirmek yerine önce kendimizi değiştirmeyi düşünen, Onun yerine sık-sık kendimizi koyarak ilişkimizi öyle ele alan, Onu olduğu gibi kabul etmeye çalışan, hata yaptığımızda özür dileyen, onun istek ve beklentilerini göz ardı etmeyen, bir eş olursak; doğru insanız demektir. (Bunları yazmak ve söylemek kolay da yapabilmek zor!)

               Bir arkadaşım bu bölümü okuyunca;
-          “Böyle bir insanla kim evlenmek istemez ki?” deyince. Yanımızda bulunan bir başka arkadaşım;
-          “Eşler sadece şu bölümü yerine getirebilse bir çok evlilik şu anki durumundan çok daha iyi olurdu” diye ekledi. 

              “Birlikte yaşamalarının artık mümkün olmadığını ve boşanmayı düşündüklerini” söyleyen eşlerle bir araya geldiğimde karşılaştığım ve üzüldüğüm ortak noktaları ; iki tarafında hep karşı tarafı suçlamasıydı. Hep onlar suçluydu ve kendileri de sütten çıkmış ak kaşıktılar.
   
                Ne olur! Eşimizden önce kendimizin hatalarını görelim ve kabul edelim. Kimseyi değişime zorlamadan, önce biz “doğru insan” olalım.

Yorum
Yazar 2008-10-21 03:07:55
"zaten olması gereken bu ben bunu hakediyorum" deyip kendisi hiç çabalamıyorsa ki sevgili türk erkekleri genelde böyle düşünüyor...?
Yazar 2007-01-14 22:16:47
söylediklerinizin hepsine katılıyorum ve elimden geldikçe de uygulamaya çalışıyorum. Peki size soruyorum ya eşiniz sizi anlamaya çalışmıyorsa nolacak?

Yorum yazınız
İsminiz:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorumunuz:

cantenkaya.com bu bolumdeAkoComment 2.0kullanmaktadır.

 
(C) 2008 ...::::CANTEN KAYA EGITIM SEMINERLERI::::...
TASARIM IRTIBAT: can@profaj.com